12 Nisan 2012 Perşembe

CENIRILLAR VE CÜCELER


Stragus-General demektir eski yunancada diyor adam.

Stratejik olmalısın.Alfred Stoan gibi bir dahi olamasan da bir general olmalısın."Kendi hayatının yöneticisi olmak,en büyük başarıdır " demiş nasılsa angutun biri.
Nasıl yani?
Victoria secret giymek marifet değil tabi ki.Victoria gibi bir kadın değilsem ya da Victoria'nın kocası gibi  bir kocam yoksa başarısız mıyım?Bu duruma göre evet.Ben hayatımın generali değilim.

Oysaki her yemeğin bir ölçüsü var derdi eskiler.Hayatın da bir ölçüsü olmalıydı hem.Ama hayatın ölçüsü bir yemek kaşığıyla,bir çay bardağıyla ölçülmüyor.Eskiden de şimdi de...
Bunu Emma Shapplin dinlerken Amy'nin saçlarına bakarken düşünmüştüm.Amy'nin saçları bir çikolata kasesi gibiydi.İçine beyaz krema karışmış gibiydi,tıpkı perçemi gibi.Tokasını bir kaşığa benzettim.Belki de ölçü bu.Büyük bir kaşıkla saçları toplamak.

Bizden hayatımıza ölçü isteyen Tanrı neden şekil şekil boy boy huy huy yaratmıştı bizi? Diye sapkın bir soru saplanıyor mideme.Aklım kapsama alanı dışındayken mideme düşen bu kutsal görev reflümü azdırıyor.Tamam anladım.Herşeyde vasatı isteyen bir Tanrı neden kuzenimi hem yirmibeş santim uzun hemde daha güzel hem daha zeki yaratmış??
Anladım ki Tanrının ölçüsü:Kimine kepçeyle kimine çay kaşığı ile vermekmiş hayatı.

Strateji diyor adam hala ısrarla.
Hata yapmak,Hayal kurmak,Metaforlar içerisinden argümanlar kotarıp faydaya çevirmek.Beynim entropiye maruz kalmış bir yatalak gibi ; sarı çizmeli mehmet ağa seramonisine yoğunlaşırken ellerimin çirkinliği tüm masumiyetiyle öylece baktı gözlerime.Sıkıcı bir el;lale tırnaklarımın kenarlarında kuruyan "piçlerim" (annem neden böyle der bilmem) ile...

Marilyn Monroe'nin self kontrolü zayıftı ve bu yüzden öyle güzel ve genç öldü belki ama bir Cheroke'nin rot balans ayarı,laleten bir rotbalansçıya da yaptırılmaz ki kardeşim diyorum manikür yaparken.

Saçma.Hiç dogmatik sebeplere dayandırmadım geç kaldığım hevesleri.Bu yüzden kurcalasam da çalmadım hırpalamadım ayağıma taş bağlayanları.Bir yengeç gibi.İçi su dışı kabuk...Öyle kabullenmiş gibi yaptım.
Herşeyde yanıldım da erkeğin susma hadisesinde yanılmadım.Bu yüzdendir ki Cemal Süreya'yı ve Nazım Hikmet'i hem cinsim sandım anne olana kadar.Nedendir bilemedim çünkü hayatımdaki tüm erkekler sustular hep.Konuşmak demek istek ve dilek cümleleri için geçerlidir:Su ver,Karnım aç,Ne giyeceğim,Şunu ortadan kaldır gibi....

Bir gün, din ve felesefe üzerine kitapları olan sevdiğim bir yazarla tanışma fırsatım oldu.Makyajı akmış kadın gibi göründü gözüme.
O gün -ki bu yaklaşık beş yıl önceydi-anladım ki bir erkek yazıyorsa,sadece okunmalı.İletişilemez yalıtkanlıklarına dokunmadan uzaktan sevmeli bir de.

Rol belirsizliği çatışmasından yeni çıkan omuzlarıma esselamü aleyküm ve rahmetullah derken gördüm ki;
Swot analizimde kiramen katibin bana tolerans tanımayacak.Yıkıldım.

Amy nin self kontrolü olmasa da olur.Benim kontrolsüz gücüme güç demeyen döngüsel yaklaşımlara inat;Bir kadın hiç öpülmemişse eğer ,çok güzel yemek yapacaktır.Böyle avutacaktır taltif görmeyen tenini.

Dokuz yaşında bir kız çocuğunun yeşil ışığa bakarak yaptığı felsefeyle açarsın gözünü:

-"çok mal bir zamanda yaşıyoruz be."