Stragus-General demektir eski yunancada diyor
adam.
Stratejik olmalısın.Alfred Stoan gibi bir dahi
olamasan da bir general olmalısın."Kendi hayatının yöneticisi olmak,en
büyük başarıdır " demiş nasılsa angutun biri.
Nasıl yani?
Victoria secret giymek marifet
değil tabi ki.Victoria gibi bir kadın değilsem ya da Victoria'nın kocası gibi bir kocam yoksa başarısız mıyım?Bu duruma göre evet.Ben
hayatımın generali değilim.
Oysaki her yemeğin bir ölçüsü var derdi
eskiler.Hayatın da bir ölçüsü olmalıydı hem.Ama hayatın ölçüsü bir yemek
kaşığıyla,bir çay bardağıyla ölçülmüyor.Eskiden de şimdi de...
Bunu Emma Shapplin dinlerken Amy'nin saçlarına
bakarken düşünmüştüm.Amy'nin saçları bir çikolata kasesi gibiydi.İçine beyaz
krema karışmış gibiydi,tıpkı perçemi gibi.Tokasını bir kaşığa benzettim.Belki
de ölçü bu.Büyük bir kaşıkla saçları toplamak.
Bizden hayatımıza ölçü isteyen Tanrı neden
şekil şekil boy boy huy huy yaratmıştı bizi? Diye sapkın bir soru saplanıyor
mideme.Aklım kapsama alanı dışındayken mideme düşen bu kutsal görev reflümü
azdırıyor.Tamam anladım.Herşeyde vasatı isteyen bir Tanrı neden kuzenimi hem
yirmibeş santim uzun hemde daha güzel hem daha zeki yaratmış??
Anladım ki Tanrının ölçüsü:Kimine kepçeyle
kimine çay kaşığı ile vermekmiş hayatı.
Strateji diyor adam hala ısrarla.
Hata yapmak,Hayal kurmak,Metaforlar içerisinden
argümanlar kotarıp faydaya çevirmek.Beynim entropiye maruz kalmış bir yatalak
gibi ; sarı çizmeli mehmet ağa seramonisine yoğunlaşırken ellerimin çirkinliği
tüm masumiyetiyle öylece baktı gözlerime.Sıkıcı bir el;lale tırnaklarımın
kenarlarında kuruyan "piçlerim" (annem neden böyle der bilmem) ile...
Marilyn Monroe'nin self kontrolü zayıftı ve bu
yüzden öyle güzel ve genç öldü belki ama bir Cheroke'nin rot balans
ayarı,laleten bir rotbalansçıya da yaptırılmaz ki kardeşim diyorum manikür
yaparken.
Saçma.Hiç dogmatik sebeplere dayandırmadım geç
kaldığım hevesleri.Bu yüzden kurcalasam da çalmadım hırpalamadım ayağıma taş
bağlayanları.Bir yengeç gibi.İçi su dışı kabuk...Öyle kabullenmiş gibi yaptım.
Herşeyde yanıldım da erkeğin susma hadisesinde
yanılmadım.Bu yüzdendir ki Cemal Süreya'yı ve Nazım Hikmet'i hem cinsim sandım
anne olana kadar.Nedendir bilemedim çünkü hayatımdaki tüm erkekler sustular
hep.Konuşmak demek istek ve dilek cümleleri için geçerlidir:Su ver,Karnım aç,Ne
giyeceğim,Şunu ortadan kaldır gibi....
Bir gün, din ve felesefe üzerine kitapları olan
sevdiğim bir yazarla tanışma fırsatım oldu.Makyajı akmış kadın gibi göründü
gözüme.
O gün -ki bu yaklaşık beş yıl önceydi-anladım
ki bir erkek yazıyorsa,sadece okunmalı.İletişilemez yalıtkanlıklarına
dokunmadan uzaktan sevmeli bir de.
Rol belirsizliği çatışmasından yeni çıkan
omuzlarıma esselamü aleyküm ve rahmetullah derken gördüm ki;
Swot analizimde kiramen katibin bana tolerans
tanımayacak.Yıkıldım.
Amy nin self kontrolü olmasa da olur.Benim
kontrolsüz gücüme güç demeyen döngüsel yaklaşımlara inat;Bir kadın hiç
öpülmemişse eğer ,çok güzel yemek yapacaktır.Böyle avutacaktır taltif görmeyen
tenini.
Dokuz yaşında bir kız çocuğunun yeşil ışığa
bakarak yaptığı felsefeyle açarsın gözünü:
-"çok mal bir zamanda yaşıyoruz be."